İleri Sıçrama
İleri Sıçrama
“İnsan bilerek ve isteyerek elmayı çalmıştır. Kalabalıklar karşısında güneşin doğuşunu seyretmek ona biricik olduğunu hissettirmiştir.” Neslihan Döşkaya
Sonra tren homurtularının nezaretinde sağ tarafımda açılan merdiven boşluğundan içeri girdim ve ileri sıçrama olayını yerine getirdim. Işıklı beyaz bir boşluktan içeri süzülürken İlhanı düşündüm. Diyarbakır’da kız yurdu dışına çıktığım ilk gün İlhanla bir araya gelmiş, Çamlıca’da onun ayarladığı Zorlu İki apartmanındaki o meşhur daireye gitmiştik. İnsanlara bir dirilik ve serinlik veren ağaçlı ara sokakları sonra Verem Savaş Dispanseri ve kederli arzu halcilerin dikkat kesilen bakışları ile sol tarafımızda yükselen adliye ve belediye binalarının müstehzi sırıtışları arasında dik ve kaygan bir açıyla inilen bu apartmanın dar ve karanlık merdivenlerini tırmanmaya başlamıştık. Milenyumun başında Diyarbakır’da ki ilk A.V.M. Galeria iş merkezinde İlhanın yürüyen merdivenlerle ilk tanışma anını düşünecek olursak bu merdivenleri tırmanmak bana hep daha kolay gelecekti. Galeria iş merkezinin bir başka özelliği de okulunun son senesinde İlhanın burada Matrix filmini izlemesi olacaktı. Bu filmdeki Deccal ve Mesih Morpheus ve Hypnos kolunda tavşan olan kadın ve Alis Harikalar Diyarında Nebukadnezar ve Zion gibi imge simge ve göndermelerle birlikte çift sayı saplantısını bu paragraf üzerinden aşmaya çalışan sevgili yazarımızın yaşadığı hayal kırıklığı bir tarafa filmin İlhan üzerindeki etkisi daha farklı bir duruma denk gelecekti. Burada kısa bir es verip şöyle devam edelim: ‘Fakir ama onurlu genç’ ‘Zengin ama mutsuz kadın’ gibi yoksulluğu yücelten Yeşilçam filmlerini ardından Hollywood’un bilinçaltı göndermelerini analiz edip bu odaklara ‘patates bile yiyemiyor’ gibi son derece kaba göndermelerle birlikte yeni nesil Tarkan ve Barbaros Hayrettin Paşa dizileri ile cevap vermeye çalışan sağcı ve muhafazakâr medya odakları üzerine düşünecek olursak buradan dişe dokunur hiçbir yere ulaşamayız diyelim ve şöyle devam edelim: İlhan tıpkı Jean-Claude Van Damme filmleri ve Andy Whitfield’in de hayat verdiği Spartaküs ya da Rocky Balboa ve Bruce Lee filmlerindeki karakterler gibi bu filmin ana karakterini izledikten sonra onunla arasında güçlü bir bağ kuracak ve bir aydınlanma sonrası farklı topraklarda kendini gerçekleştirme kararı alacaktı. Filmde koruyucu kadın karakter Trinity ile benim aramda kurulan alegori ardından Uyuyan Güzel gibi masallara tezat Trinity’in belki ters bir Lilith göndermesi ile ana karakteri öpüp uyandırması sonra Neo’nun kederli bir peygamber gibi Trinity’in kaburgalarının arasından elleri ile girip ona can vermesi ve bu filmin günümüz insanlarının sanal âlemlerde kaybolacağını ön görmesi bir yana İlhanın bu kararı ne yazık ki diğer tüm kararları gibi istediği şekilde sona ermeyecekti. Walt Disney filmlerinde ki pagan göndermeler ile Charlie Chaplin’in Palyaço Pako gibi keder dolu fotoğrafları sonra Romeo ve Juliet ile Mem û Zîn anlatıları arasındaki ortak arkaik kalıpları düşünecek olursak buradan da dişe dokunur hiçbir yere ulaşamayız dedikten sonra şöyle devam edelim: Zorlu iki apartmanının merdiven korkuluklarına dokunurken annemi hatırlamış ve içim cız etmişti. Annem Diyarbakır’da beraber yaşama talebimi babamın mezarını terk etmek istemediği için reddetmişti. O babamdan kalan hatıra koku eşya ve nesneler ile birlikte yaşamaya devam edecekti. Annem her akşam bir tabak da babam için masaya koya dursun dairenin kapısını açan İlhan kısa bir an bana baktı. Uzun süredir bu anı planlayan bu küçük adamla birlikte içeri girdiğimiz zaman kimsecikler yoktu ve sağ taraftaki oda azarlar gibi bize bakıyordu. Başkalarının eşya koku ve hayalleri ile dolu bu evde kendimi yabancı gibi hissetmiştim. Bunu boyaları dökülen mutfak dolabından aldığım cam bardak ile musluk suyu içerken sonra sol tarafımda bulunan salonun camlarından bize ait yansımaları izlerken arkamızda beliren kör odanın tekinsiz sessizliğini dinlerken de hissetmiştim. İlhan beni sarsak hareketlerle ağzı açılıp kapanan odaya götürmüş ve konuşmaya başlamıştı. Samuel Beckett karakterleri gibi anlamsız bu konuşmaları dinler gibi yaparken beni öpüp geri çekilmişti. İlhan kibar küçük bir adamdı. Rahatsız olduğumu hissedince ısrar etmemişti. Kısa bir süre boşluğa bakıp konuşmaya devam ettikten sonra evi terk etmiştik. Apartmanının o dik yokuşunu aştığımız sırada İlhan araba önlerinde kafa sallayan asık suratlı köpekler gibi hareket ediyor ben ise tuhaf bir suçluluk duygusu içinde anneme telefon etmek istiyordum. Çamlıca Kıraathanesi ile birlikte Çamlıca Lokantası ve dondurmacısını geçtiğimiz sırada sadece bunu düşünüyordum. Bu düşünce açılmaya hazırlanan bir yara gibi bekleye dursun kısa bir es daha verip şöyle devam edelim: İleriki yıllarda Çamlıca lokantasının yerinde yükselen yeni yapıları görünce insanların kişisel tarihlerinde mekânların ne kadar önemli olabileceğini yeniden fark edecektim. Yemekleri daha pahalı olan geniş bu lokantanın kibar garsonlarının nezaretinde İlhanla çorbalarımızı içer sonra yazları Pelin pastanesinden aldığımız meyveli dondurmalar kışları ise salep ya da parmak uçlarımızı yakan sıcak kestaneler eşliğinde Lise Caddesinden Trafik kız yurduna doğru ilerlerdik. Isınmak için bir araya gelen karakter sahibi kemikli parmaklarımızın birbirlerini sevmesine şahit olan uzun bu yolculuklarımız çok güzeldi. Tanıdık birilerini görünce ayrılan sonra tekrar bir araya gelen ellerimiz ile birlikte parmaklarımız birbirlerinin üzerinden kayar gibi sevişe dursun ben önde İlhan arkada Seramik bilardo salonunu geçip Ali Emiri birinci sokağa girdiğimiz zaman İlhan kafa sallamaya devam ediyordu. Bir suçluluk duygusu içinde Sefa Pasajının serin duvarlarına dokunup jetonla çalışan ankesörlü telefondan günah çıkarır gibi annemi aramıştım. Yıllar sonra Telefon Kulübesi filmini ve ana karakterin günah çıkarma kabini gibi görünür olan telefon kulübesinden karısı ve sevgilisi ile yaptığı konuşmayı izlerken bu anı hatırlayıp mutlu olacaktım.
Yorumlar
Yorum Gönder